Zibilci Kalo’dan İbrahim Sürücü’ye: Adıyaman’ın kaybolan esnafı
ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Adıyaman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof.
Adıyaman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Adıyaman'ın geçmişinde önemli yer tutan ancak zamanla kaybolan esnaf grupları, zanaatkârlar ve sokak mesleklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Dalyan, Türkiye'de ekonomik modernleşme süreci ve satın alma gücündeki artışla birlikte eşyayla kurulan ilişkinin değiştiğini belirterek, geçmişte "muhafaza ve onarım" anlayışının hâkim olduğunu, günümüzde ise "tüketim ve tasfiye" odaklı bir yapının öne çıktığını ifade etti.
Nesnelerle Kurulan Bağ Değişti
Prof. Dr. Dalyan, Adıyaman özelinde yaşanan dönüşümün yalnızca ekonomik bir değişim olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, bunun aynı zamanda şehrin özgün zanaat kollarının ve toplumsal dayanışma pratiklerinin kaybolması anlamına geldiğini belirtti.
Dalyan, bu sürecin en somut örneklerinden birinin, geçmişte toplumda fedakârlığın ve eğitime verilen değerin güçlü bir ifadesi olan "Ceketimi satar okuturum" sözü olduğunu kaydetti.
Dalyan, ceketin geçmişte yalnızca bir giysi değil, aynı zamanda maddi değeri olan ve saygınlık ifade eden bir varlık olarak görüldüğünü ifade etti.
Parçacı Pazarı ve İkinci El Kıyafet Ticareti
1950'li yıllardan 1970'lere kadar Adıyaman'daki kıyafet ihtiyacının büyük ölçüde İstanbul ve Ankara gibi merkezlerden getirilen ikinci el ürünlerle karşılandığını belirten Dalyan, bu dönemde "Parçacı Pazarı"nın önemli bir ticaret alanı olduğunu söyledi.
Dalyan, İbrahim Sürücü gibi dönemin tüccarlarının bu ticaretten ciddi kazançlar sağladığını, bunun da yeni kıyafet kıtlığı ve yüksek fiyatların bir sonucu olduğunu ifade etti.
Suriye ve Halep ticaret yolunun kapanmasının da Adıyaman'ın yerel giyim kuşam alışkanlıklarını etkilediğini belirten Dalyan, tedarik zincirinin Türkiye'nin batısındaki büyükşehirlere yönelmesiyle giyim tarzının zamanla ulusallaştığını aktardı.
Ceket ve Takım Elbise Emanet Alınırdı
Cumhuriyet modernleşmesiyle birlikte resmi dairelerde bulunma ya da vesikalık fotoğraf çektirme zorunluluğunun, köylerde ve mahallelerde farklı dayanışma biçimlerini ortaya çıkardığını belirten Dalyan, insanların resmiyetin şartı olarak görülen ceket ve takımı birbirlerinden emanet alarak kamusal alana çıktığını ifade etti.
Dalyan, bu durumun ekonomik imkânlar ile devletin resmi görünüm beklentisi arasındaki farkı gösteren dikkat çekici bir ayrıntı olduğunu kaydetti.
Onarım Kültürü Kendi Zanaatkârlarını Yarattı
Geçmiş yıllarda konfeksiyonun lüks, tekstilin ise kıymetli olduğunu belirten Dalyan, onarım ve bakım kültürünün kendi zanaatkârlarını ortaya çıkardığını söyledi.
Dalyan, örücülüğün ceket ve kazakların dokusuna uygun biçimde ilmek ilmek onarılmasıyla sürdürüldüğünü, bu mesleğin "kullan-at" kültürüne karşı eşyanın ömrünü uzatan sabır odaklı bir sanat olarak icra edildiğini ifade etti.
Ulucami Önü ve Orman Binası Yanı Zanaatın Merkeziydi
Ayakkabı tamirciliği ve kaynakçılık zanaatının Adıyaman'da Ulucami önü ile Orman Binası yanı çevresinde yoğunlaştığını belirten Dalyan, ayakkabının bir dönem yatırım aracı olarak görüldüğünü söyledi.
Dalyan, ustaların yalnızca deri işlemekle kalmadığını, kızgın ocaklarda lastik ayakkabıları eriterek onardığını, hatta patlayan topları kaynak yöntemiyle tamir ederek kısıtlı imkânlara yaratıcı çözümler sunduğunu aktardı.

Mahalle Aralarında Odun Yarmacıları Çalışırdı
Kentsel ısıtma sistemlerinin odun ve kömüre dayalı olduğu dönemlerde mahalle aralarında çalışan odun yarmacılarının, yakıt tedarik zincirinin en zahmetli halkalarından birini oluşturduğunu belirten Dalyan, bu mesleklerin gündelik hayatın ayrılmaz parçası olduğunu ifade etti.
Sokak Lezzetleri Bir Kuşağın Hafızasında Yer Etti
Dalyan, Adıyaman'ın sokak gastronomisinde seyyar kebapçılık ve özellikle akciğer kavurmacılığının önemli bir yer tuttuğunu belirterek, bu lezzetlerin kentin ayaküstü yemek kültürünü şekillendirdiğini kaydetti.
Kullanılmış ilaç tüplerinin içine doldurulan meyve sularıyla hazırlanan "eskimo" dondurmacılığının, geri dönüşümün ilkel örneklerinden biri olduğunu ifade eden Dalyan, seyyar haşlanmış nohut satıcılığının da bir kuşağın kolektif çocukluk hafızasında yer eden mevsimlik lezzetlerden biri olduğunu söyledi.
Kuyucular Şehrin Yer Altı Su Haritasını Bilirdi
Apartmanlaşma öncesinde müstakil ev yapısının yaygın olduğu dönemlerde su ihtiyacının kuyucular tarafından karşılandığını belirten Dalyan, bu kişilerin el kürekleriyle kuyu kazdığını ve şehrin yer altı su haritasını zihinlerinde taşıdığını ifade etti.
Kişisel basküllerin nadir bulunduğu dönemlerde seyyar tartıcıların da kamusal sağlık bilincinin bir parçası olarak hizmet verdiğini aktaran Dalyan, bu mesleklerin şehir yaşamındaki işlevine dikkat çekti.
Zibilci Alo ve Zibilci Kalo Kent Hafızasının Aktörleriydi
Kanalizasyon sisteminin yetersiz olduğu dönemlerde şehrin sıhhi temizliğini üstlenen Zibilci Alo ve Zibilci Kalo gibi figürlerin Adıyaman kent tarihinin unutulmaz aktörleri olduğunu belirten Dalyan, foseptik temizliğinde kullanılan yöntemlerin dönemin atık yönetim tekniğini ortaya koyduğunu söyledi.
Dalyan, foseptiklerin temizliğinde önce çiğ ciğer atılarak bakteriyel sürecin hızlandırıldığını, ardından kül ve toprakla sıvı yoğunluğunun artırıldığını, atıkların ise at arabalarıyla bahçelere gübre olarak taşındığını ifade etti.
Kaybolan Meslekler Tarihsel Miras Niteliğinde
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Adıyaman'ın sokak dokusundan çekilen bu mesleklerin yalnızca şehrin ekonomik karakterini değil, aynı zamanda yokluk içinde üretilen icat kültürünü ve toplumsal dayanışma ağlarını temsil ettiğini belirtti. Dalyan, kaybolan bu mesleklerin Adıyaman'ın tarihsel mirası olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kaynak : PERRE
Haber Kaynağı : PERRE
Bu haber toplamda 8 kez okunmuştur.Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































