Prof. Dr. Dalyan ‘Adıyaman’ın radyo ve sinema ile ilk dansını’ anlattı
ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Adıyaman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof.
1938 kutlamalarında Adıyaman ilk kez radyo ile tanıştı
Prof. Dr. Dalyan'ın aktardığı bilgilere göre Adıyaman'da radyo ile ilk büyük buluşma, Cumhuriyet'in 15'inci yıl kutlamaları sırasında yaşandı.
1938 yılında gerçekleştirilen kutlamalar kapsamında kent günler öncesinden bayraklarla ve taklarla süslendi. Çevre köylerden gelen vatandaşlar meydanları doldururken, cirit oyunları oynandı, fener alayları düzenlendi ve çeşitli konferanslar gerçekleştirildi. Dalyan'a göre bu kutlamaların en dikkat çekici gelişmesi ise Adıyaman'ın ilk sinemacılarından Mustafa Sandıkçıoğlu tarafından meydana getirilen radyo yayını oldu. Meydana kurulan radyo sayesinde Adıyamanlılar ilk kez Ankara'daki Cumhuriyet Bayramı törenlerini canlı olarak dinleme imkânı buldu. Yazıda, bu olayın yalnızca teknik bir yenilik olmadığı, aynı zamanda Adıyaman halkının modern dünya ile kurduğu ilk doğrudan temaslardan biri olduğu vurgulandı.
İlk sinema gösterileri kahvehanelerde yapıldı
Dalyan'ın yazısında, Adıyaman'da sinemanın ilk yıllarına ilişkin dikkat çekici ayrıntılar da yer aldı. Buna göre şehirdeki ilk sinema salonları bugünkü anlamda özel sinema binaları değil, mahalle kahvehaneleri ve açık alanlarda kurulan geçici gösterim alanlarıydı. Kerpiç duvarlara ya da iki direk arasına gerilen beyaz bezlere yansıtılan filmler, dönemin insanları için büyük bir yenilik olarak kabul edildi. Henüz elektriğin bulunmadığı yıllarda seyyar projeksiyon makinelerinin çalıştırılması için jeneratörler ve ağır aküler kullanıldığı belirtilirken, bu teknolojiyi şehre taşıyan girişimcilerin büyük çaba harcadığı ifade edildi. Prof. Dr. Dalyan, bu öncü isimleri, Türk sinemasının unutulmaz yapımlarından biri olan "Vizontele" filmindeki karakterlere benzeterek, onları Adıyaman'ın kültürel dönüşümüne öncülük eden yerel kahramanlar olarak tanımladı.
Radyo kısa sürede sosyal hayatın merkezine yerleşti
Yazıda yer verilen bilgilere göre, ilk radyo deneyiminin ardından belediyenin de bir radyo cihazını faaliyete geçirmesiyle kentteki radyo sayısı ikiye yükseldi. O dönemde radyo sahibi olmak yalnızca teknolojik bir imkâna sahip olmak anlamına gelmiyor, aynı zamanda toplumsal prestij de sağlıyordu. Radyo bulunan evlerin akşam saatlerinde mahalle sakinlerinin toplandığı sosyal merkezlere dönüştüğü belirtilirken, vatandaşların haberleri dinlemek için bu evlerde bir araya geldiği kaydedildi.
Gazete kültürünün gelişmesinde radyonun etkisi
Prof. Dr. Dalyan, radyonun Adıyaman'daki okuma alışkanlıklarını da değiştirdiğine dikkat çekti. Daha önce dünya ve ülke gündemini takip etme ihtiyacı duymayan birçok kişinin, radyoda dinlediği haberlerin ayrıntılarını öğrenmek amacıyla gazete aramaya başladığını belirten Dalyan, bu gelişmenin kentte ilk resmi gazete bayiliğinin açılmasına zemin hazırladığını ifade etti. Böylece radyo yalnızca bir iletişim aracı olmakla kalmadı, aynı zamanda basın ve yayın hayatının gelişmesine de katkı sundu.
Elektriksizlik yıllarca en büyük engel oldu
Adıyaman'da teknolojik gelişmelerin önündeki en büyük engellerden birinin elektriksizlik olduğu belirtilen yazıda, 1950'li yılların ortalarına kadar şehirde elektrik bulunmadığı hatırlatıldı. Bu nedenle radyo ve sinema cihazlarının çalıştırılması için pil, akü ve jeneratör gibi alternatif yöntemlere başvurulduğu kaydedildi. Avrupa'dan pil getirmenin veya büyük maliyetlerle akü temin etmenin herkes için mümkün olmadığı belirtilirken, teknolojik araçların kullanımının ciddi ekonomik fedakârlıklar gerektirdiği ifade edildi.
Halkevi'nde radyo için özel kurallar uygulanıyordu
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan'ın yazısında, dönemin Halkevi uygulamalarına ilişkin ilginç bilgiler de yer aldı. Hükümet tarafından halkın haber alma imkânlarını geliştirmek amacıyla Halkevi'ne tahsis edilen radyo, her akşam vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşıyordu. Ancak cihazın korunması amacıyla sıkı kurallar uygulanıyordu. Radyo cihazını açma ve kapatma yetkisi yalnızca ortaokul mezunu bir görevliye veriliyor, yayın saati geldiğinde cihaz tören havasında açılıyor ve yayın sonunda yeniden kilit altına alınıyordu. Bu uygulama, dönemin teknolojiye verdiği değeri ve radyo cihazlarının ne kadar kıymetli görüldüğünü ortaya koyuyor.
Hac dönüşlerinin en değerli hediyesi radyo oldu
Dalyan'ın yazısına göre radyonun toplumdaki itibarı yıllar boyunca devam etti. 1960'lı yıllarda dahi radyo sahibi olmak önemli bir sosyal statü göstergesi olarak kabul edildi. Kentin tanınmış isimlerinden Mehmet Sait Bereket'in sahip olduğu büyük radyonun dönemin en dikkat çekici cihazlarından biri olduğu belirtilirken, özellikle hac dönüşlerinde getirilen radyoların ayrı bir prestij unsuru haline geldiği ifade edildi. Kutsal topraklardan dönen vatandaşların evlerinin en görünür köşesine yerleştirdikleri radyolar, hem haber alma aracı hem de toplumsal saygınlığın sembolü olarak değerlendirildi.
'Medeniyetle kurulan ilk bağlardan biri'
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, yazısının sonunda Adıyaman'ın radyo ve sinemayla tanışmasının yalnızca teknolojik bir gelişme olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Dalyan, pilli radyoların, akülü sinema makinelerinin ve Halkevi'ndeki yayın saatlerinin; Adıyaman halkının öğrenme isteğinin, yeniliklere açıklığının ve kültürel hafızasının önemli parçaları olduğunu ifade etti. Yazıda, geçmişin sınırlı imkânlarına rağmen radyo ve sinema gibi yeniliklerin büyük heyecanla karşılanmasının, Adıyaman'ın modernleşme sürecindeki en önemli dönüm noktalarından biri olduğu vurgulandı.
Kaynak : PERRE
Haber Kaynağı : PERRE
Bu haber toplamda 7 kez okunmuştur.Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































