Adıyaman’da Demokratik Kurumlar Platformu’ndan Halep’teki saldırılara tepki - Videolu Haber
ADIYAMAN (PERRE) - Şeriban ÖZÇAKMAK - Demokratik Kurumlar Platformu, Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik saldırılara ilişkin basın açıklaması yaptı.
Demokratik Kurumlar Platformu, Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik devam eden saldırılara ilişkin DEM Parti Adıyaman İl Başkanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı DEM Parti Adıyaman İl Eş Başkanı Mehmet Bayır okudu. Başkan Bayır, "Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye'nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir" dedi.
Rojava'ya yönelik saldırıların bölgesel barış ve demokratik çözüm süreçlerini zedelediğini kaydeden Başkan Bayır, Kürt halkının bu saldırılar karşısında yalnız olmadığını ve kazanımlarını koruma konusunda kararlı olduğunu ifade ederek, Kürt halkının örgütlü ve demokratik birlik ruhuyla hareket edeceğini belirten Bayır, hiçbir gücün halkı teslim alamayacağını dile getirdi.

"Açık ve Tartışmasız Bir İnsanlık Suçu"
Başkan Bayır açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
"Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür. Teslim alınamaz. Halep'in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik aralıksız biçimde sürdürülen saldırılar açık ve tartışmasız bir insanlık suçudur. Suriye Geçiş Hükümeti'ne bağlı silahlı grupların ağır silahlarla yürüttüğü bu saldırılar, doğrudan sivilleri hedef almakta; aralarında çocukların da bulunduğu sivil kayıplara yol açmaktadır. Yerleşim alanlarının sistematik biçimde hedef alınması, sivillerin yaşam hakkının bilinçli olarak ihlal edildiğini ve Kürt mahallelerinin kasıtlı biçimde savaş alanına çevrildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Saldırıların tam da Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Suriye ordusuyla entegrasyonunun ve siyasi çözüm arayışlarının tartışıldığı bir süreçte gerçekleşmesi son derece manidardır. Bu durum, yaşananların çözüm ihtimalini sabote etmeyi amaçlayan çözüm karşıtı odaklar tarafından bilinçli biçimde kışkırtıldığını göstermektedir. Kürtleri hedef alan bu saldırılar yalnızca bugünü değil, Suriye'nin geleceğine dair olası siyasi uzlaşma zeminlerini de dinamitlemektedir.
"Saldırılar Suriye'nin Geleceğini de Hedef Alıyor"
Bu saldırıların aynı zamanda Türkiye'de devam eden Barış ve Demokratik Toplum sürecini olumsuz etkileyeceği açıktır. Rojava'ya yönelik bu düşmanca tutum, SDG'nin entegrasyon ve çözüm yönündeki çabalarını zayıflatmayı, bölgesel barış ihtimalini sabote etmeyi amaçlamaktadır. Çözüm karşıtı güçler, savaşı derinleştirerek halklar arasındaki demokratik ve barışçıl gelecek ihtimalini boğmak istemektedir.
"Önceki Saldırıların Devamıdır"
Ayrıca altını özellikle çiziyoruz: Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'ye yönelik bu saldırılar, daha önce Süveyda'da Dürzilere, Alevi yerleşimlerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların devamı niteliğindedir. Bu saldırılar, Suriye'nin çok kimlikli ve çok inançlı toplumsal dokusunu hedef alan, halkları birbirine düşmanlaştırmayı amaçlayan karanlık bir aklın ürünüdür. IŞİD çetelerine karşı tarihi bir direnişe sahiplik yapan Kürt halkı ve Suriye Demokratik Güçleri Ortadoğu'da barışın, demokrasinin ve özgürlüklerin tek teminatıdır. Bütün dünyanın bildiği ve kabul ettiği bu hakikat, geleceğini HTŞ çetelerinde gören, çıkarlarını HTŞ üzerinden korumaya çalışan yerel ve bölgesel güçler tarafından boğulmaya çalışılmaktadır.
"Yeninin Adı da Özgürlüktür, Eşitliktir ve Demokrasidir"
Türkiye'nin HTŞ ve lideri ile kurduğu ilişkinin, bugün yaşanan saldırılarda etkili olduğu aşikardır. Bu ilişki ve diyaloğun Suriye'ye ve Suriye halklarına hiçbir gelecek sağlamadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Halkların güvenini kazanmış Suriye Demokratik Güçlerinin tüm diyalog ve diplomasi girişimlerinin engellenmesi, bir tehdit olarak lanse edilmesi savaş ve tekçilikte ısrardan başka bir şey değildir. Zaten sorun; eskinin artık yürümediği, yenilenmenin, değişimin ve dönüşümün kaçınılmaz olduğudur. Yeninin adı da özgürlüktür, eşitliktir ve demokrasidir.
Rojava'ya sahip çıkmak insanlığa sahip çıkmaktır.
Kürt halkı bu saldırılar karşısında yalnız, savunmasız ve dağınık değildir. Kobanê direnişinin ortaya koyduğu tarihsel irade ve onurla, Rojava'nın kazanımlarını, Suriye halklarının haklarını korumakta kararlıyız. Özerk Yönetim'in ve halkların ortak yaşam iradesinin yanındayız. Kürt halkı, bu tür saldırılara karşı örgütlü, ulusal ve demokratik birlik ruhuyla, meşru direniş hakkını temel alarak duracaktır. Hiçbir güç, halkımızı teslim almayı başaramamıştır, başaramayacaktır.
"Uluslararası Kurumları Sorumluluk Almaya Çağırıyoruz"
Uluslararası güçleri, Birleşmiş Milletler'i ve ilgili tüm aktörleri artık izleyici konumundan çıkmaya çağırıyoruz. Sivillerin korunması için derhal sorumluluk alınmalı, saldırılar acilen durdurulmalı ve saldırgan güçler açık biçimde teşhir edilmelidir. Sessizlik, bu suça ortak olmaktır.
Buradan dünya kamuoyuna, Kürt halkının dostlarına ve demokrasi güçlerine açık çağrımızdır: Kürt halkını yalnız bırakmayın. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'de direnen halkla dayanışmayı büyütün. Bugün Halep'te yaşananlar durdurulmazsa, yarın çok daha büyük yıkımların ve geri dönülmez kırılmaların önü açılacaktır."
Kaynak : PERRE
Haber Kaynağı : PERRE
Bu haber toplamda 22 kez okunmuştur.Yorum Ekle
E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır. Zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir































































































